Narın Mitolojisi - Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği

İçeriğe git

Ana menü:

Narın Mitolojisi

Tıp ve Sanat

ANADOLU NARININ BEREKETİ ve BUHASDER


Nar bir meyveden öte anlamlar taşır; kültürel ve sosyal olarak çok katmanlı alanlarda kendisine sağlam bir yer edinmiştir. Onu öne çıkaran asıl ayırım, sahip olduğu simgesel anlamlarla ilişkisinde yatmaktadır. Çok belirgin olmayan altıgen yapıda, iri bir portakal büyüklüğünde küremsi meyvelere sahip olan nar, sarı kırmızı ve kahverengi alacalı ve derimsi bir kabukla örtülü bir meyvedir. İçi bölmelere ayrılmıştır ve her bölmede çok sayıda kırmızımsı renkli, saydam tane bulunur. Meyvelerin yenen bölümü bu tanelerdir; taze olarak tüketildiği gibi, suyundan şurup ve likör de hazırlanır. Kabuklarından ise halk arasında ishal tedavisinde ve yün boyamada yararlanılır. Ayrıca, nar ağacının gövde kabukları bağırsak şeritlerine karşı ilaç olarak kullanılır; ancak pelletierin alkaloiti içeren bu kabukların bazen zehirlenmelere yol açtığı bilinir.


Resim 1
 

Nar ağaçları çok seçici olmadığından, çeşitli iklim koşullarına kolaylıkla uyum sağlayabilirse de en iyi gelişimi nemli olmayan, oldukça sıcak iklimli yerlerde ve kil oranı yüksek, derin topraklarda gösterir. Kökeninin İran ve çevresindeki ülkelere dayandığı düşünülen nar ağaçları, ilk olarak çok uzun yıllar önce Akdeniz bölgesinde yetiştirilmeye başlamış, daha sonra Arap Yarımadası Afganistan ve Hindistan’a yayılmıştır.

 
Sevilen bir meyve olan nar, mitolojik birçok düşünceyi içinde barındırır. Bununla ilgili birkaç çarpıcı örneği burada sunabiliriz. Nar, Yunan mitolojisinde tanrıça Hera’ya adanmıştır. Bununla kalmayan nar, Persephone’nin ölüler ülkesine kaçırılması mitinde de önemli bir sembol olarak yer alır. Ölüler ülkesinin tanrısı Hades, Persephone’ye âşık olmuştur ve onu bir gün gizlice yeraltına kaçırır. Kızının kaybolması tanrıça Demeter’i büyük bir yasa boğar. Demeter’in tüm işlerden elini çekmesi doğa için çok olumsuz bir sonuç doğurur. Çünkü Demeter ekinlerin tanrıçasıdır. Bereketin ve doğanın yeniden canlanmasının nedeni Demeter’dir. Onun küsmesi aynı zamanda toprağın küsmesi anlamına gelir. Ekinler boy atmaz, tarlalar ürün vermez olunca durum Olympos’taki tüm tanrıların başta da Zeus’un harekete geçmesine sebep olur. Zeus, Hades’le görüşerek Persophene’yi bırakmasını ister. Ancak Persephone’nin ölüler ülkesinden temelli geri dönmesi artık imkânsızdır. Çünkü Persophene burada bir nar yemiştir. Ölüler ülkesine giden bir kişi, eğer bir şey yiyecek olursa sonsuza dek orada kalmaya mahkûm olur. Nar, bilindiği gibi sembol dünyasında baştan çıkarıcı bir meyvedir. Üreme ve çoğalmanın en güçlü simgelerinden biridir. Zeus’un araya girmesiyle bir uzlaşı oluşur ve buna göre Persephone yılın yarısını yeryüzünde annesi Demeter ile diğer yarısını ise yeraltında Hades ile geçirecektir. Bazı anlatılara göre ise yeraltında yılın üçte birini geçireceği söylenir. Bir nar yemek, başımıza neler getirebilir gösterilmiş olur.
 

Mitolojide bu tür sınanmalar çok sık karşımıza çıkar. Orpheus ve Euridike’nin öyküsünde, Pan’ın Labirentinde, Adem ve Havva için yasaklanan ağaçta benzer özellikler göze çarpar. Sınanma genellikle başarısızlıkla sonuçlanır ve yeni bir kader ya da serüven başlar.


Resim 1
 

Demeter ve Persephone’nin öyküsü tarım toplumlarının inançlarını yansıtır. Aslında sembolik olarak anlatılan şey şudur: tarım toplumları mevsimlerin döngülerini çok iyi kavramışlardı, tarım için gerekli olan bereketli ayları, ekim dönemlerini, yağmur mevsimlerini çok iyi biliyorlardı. Kışın doğanın öldüğünü ve baharla yeniden dirildiğini ve bunun döngüsel olarak tekrarlandığını anlamışlardı. Doğa ölü, yani kış mevsimindeydi; çünkü Hades, Persephone’yi yeraltında alıkoymuştu, Demeter de bereketi kaldırmıştı. Baharda doğa canlanıyordu, çünkü Demeter kızına kavuşmuştu.

 
Nar, diriliş, cinsellik, verimlilik ve evlilik gibi pek çok sembolik anlam taşıyabilmektedir. İlkçağda nar; toprak ve bereket tanrıçası Demeter yanında, evlilik tanrıçası Hera ve aşk tanrıçası Afrodite’ye de atfedilmiştir. Nar evliliğin sembolüdür ve eşlerin birlikteliğinin ebediyetini sağlar. Demeter’in şerefine ilkbaharda düzenlenen Eleusis ayinlerinde papazlar nar dalından yapılma taçlar takarlardı.

 
Ayrıca sayısız çekirdeğinden dolayı sık sık doğanın bereketini temsil etmek için kullanılmıştır. Bu meyve, insan soyunun tohumunu taşıyan Nuh’un gemisine uygun bir amblem olarak görülmüştür. Birçok Yunan tanrısı ve tanrıçası ellerinde nar meyvesi tutarken tasvir edilmiştir, belli ki bu tanrı ve tanrıçaların hayat ve bolluk verdikleri gösterilmek istenmiştir. Kral Süleyman’ın tapınağının önündeki Jachin ve Boaz sütunlarının üzerinde nar meyvesi asılıdır ve Yehova’nın emriyle rahiplerin ayin kıyafetlerinin üzerine narçiçekleri işlenmiştir. Yahudi geleneklerine göre nar, yaşamın ve refahın işareti olarak yılbaşı (Roş Haşana) akşamı yenmektedir.
 
Yunanlılara göre nar, titanlar tarafından öldürülüp Jüpiter’in annesi Rheia tarafından diriltilmeden önce üzüm ve şarap tanrısı Dionysos’un akan kanından fışkırmıştır. Hıristiyanlık inancını kuran kilise büyükleri bu çok tanrılı efsaneyi, dirilişin simgesi haline getirmek için yeniden dile getirmişlerdir.
 
Nar, Rahman suresinde geçer ve Kuran’da adı geçen altı meyveden biridir.

 
Narın içi tohumlarla dolu olduğundan bu meyve, Yakın Doğuda olduğu gibi Çin’de de verimlilik simgesi olarak kabul edilir ve nara çocuklarla dolu anlamına gelen bir isim verilir. Bereketi ve bolluğu simgeler. Yarı açık, olgun bir nar resmi çok tutulan bir düğün hediyesidir. Bunun anlamı: liu kai bai zi= nar açılır: yüz tohum, yüz oğuldur (Çince zi sözcüğü hem tohum hem de oğul anlamında kullanılabilir.) Sunaklarda nar kullanılmamalıdır çünkü bu çok çekici bir meyvedir. Nar, 5. Çin ayında, yani yazın çiçek açar. Orkide, iris ve yabani elmayla birlikte dört mevsimin çiçeklerindendir. Nar, mevcut kazanımların ve unvanların nesilden nesile devam etmesi dileğini ifade eder.

 
Anadolu’da nar üzerine kurgulanmış onlarca masal bulunmaktadır. Ağlayan Nar Gülen Ayva, Büyümek İstemeyen Nar vb. çok sayıda öykü aktarılmaktadır. Narın bereketi ve doğurganlığı simgeleyen metaforik anlamı hakkında aktarılan bir öyküyü, burada örnek olarak verebiliriz. Anadolu’da anlatılan bu masalda aynı kaderi paylaşan iki aile vardır. İki ailenin de çocukları olmaz. O bölgede kutsallığına inanılan Murat suyuna giderek çocukları olması için dilekte bulunurlar. Onlar bu dileği dilerken suyun yüzeyinde bir nar belirir. Narı alırlar ve bölerek tanelerini yerler.  Aradan dokuz ay geçer; her iki aile de birer çocuk sahibi olur, üstelik aynı anda. Ailelerden birinin Asman adında bir oğulları, diğer ailenin ise Zeycan adında bir kızları olur. Asman ve Zeycan aynı narın tanelerinden doğmuş sayılırlar. Bu yüzden kader birliğiyle bağlanırlar ve sonsuza dek birbirlerinden hiç ayrılmazlar.
                                                                                                                           
                                                                                                                                                               


Resim 1
 

Nar, sembol dünyasının vazgeçemediği özel bir Anadolu meyvesidir. Bolluk ve bereketin olduğu her yerde onun izini görmek şaşırtıcı olmaz. Bereket ve yenilenme konusunda adım atan her davranış biçimi, narın etki alanına girmeye adaydır. BUHASDER (Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği) gibi, gönüllülük ve özverili çalışma ilkesi ile yola çıkan, bilgiyi bereketlendirme adına toplum katmanlarına yaymaya çalışan paylaşımcı bir derneğin, neden Anadolu Nar’ını sembol olarak seçtiği de anlaşılır bir şeydir. Nar ile BUHASDER’in kesişim noktası, bereket ve yenilikçiliği sürdürebilme edimiyle harmanlandığında, amaçladığı anlamı görünür kılacaktır.
 

Şairin dediği gibi:
 

“Kış büyük geliyor nara gidelim,
 

Soğudu günlerin yüzü nara gidelim”
  
 
                                                                                                                                                                  Kemalettin ÖZDEN  
                                                                       


İçeriğe dön | Ana menüye dön