Vazgeçmenin Dayanılmaz Hafifliği - Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği

İçeriğe git

Ana menü:

Vazgeçmenin Dayanılmaz Hafifliği

Tıp ve Sanat
                                                      
                                                            
                                                                   VAZGEÇMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
 
                                          
 
Varoluşun anlamı ilksel dönemden bu yana sorgulanmaktadır. İnsanın en önemli özelliklerinden birisi sorular sormak ve bunlara yanıtlar aramaktır. Yanıtlar farklı olsa da bazı noktalarda kesişmeler gözlenebilmektedir. Varoluşun gizemini açıklamak ve yanıtlar bulmak için dini ya da din dışı birçok yorum yapılmıştır. Felsefi, psikolojik, dini ya da tasavvufi literatür bu açıdan çok zengindir. İsteyen bu seçeneklerden herhangi birini, kendisine uygun olanı seçerek hayata bakışını belirleyebilmektedir.

Öyküyü herkes bilir, bilindik, duyulduk bir öyküdür. Simurg denilen, Zümrüd-ü anka ya da Phoenix olarak da bilinen bir kuş yaşarmış. Kuşlar arasında dilden dile dolaşan efsaneye göre, kuşların hükümdarı, bilginin kaynağıymış. Öldükten sonra küllerinden yeniden doğması, yeniden doğuşu ve ölümsüzlüğü temsil edermiş


Resim 1

Efsane diyorum çünkü adı her kuş tarafından bilinmesine karşın bu güne kadar onu gören kimse olmamış. Sadece Kaf Dağının ardında yaşadığı söylenirmiş. Hakikat nedir sorusunun yanıtını ve aynı zamanda yaşamın sırrı hakkında her şeyi bildiğine inanılırmış. Kuşlar meraklarına ve gerçeğe duydukları açlığa yenik düşmüşler ve bunun kazandırdığı motivasyonla hep birlikte Simurg’u bulmak için yola çıkmışlar.
 
Tam olarak yerini bilen kimse yokmuş, gören ise hiç. Yine de yola çıkmışlar, o yolda olmak üzere, kendi gerçekliğine, varoluşunun sırrına, bir anlamda içsel bir yolculukmuş bu. Yol oldukça güç, uzun, zorluklarla dolu yedi uçsuz bucaksız vadinin sonrasındaymış.
 
Tüm kuşlar yola çıkmış, varlığın bilgisinin peşine düşmüşler, akıllarındaki tüm soruların yanıtlarını bulacakları umuduyla. Yol uzadıkça, güçlükler arttıkça vazgeçenler olmuş, düşüp ölenler, sabırsızlık gösterenler, Simurg’un olduğuna dair inançları sarsılmış ve böylece bir bir ayrılmışlar sürüden.
 
Çok azı kalmış geriye tam otuz kuş. Otuz kuş tamamlamış yolculuğu ve hedefe ulaşmışlar. Ama Simurg’u görememişler, bulamamışlar. Sonra anlamışlar ki Simurg kendileriymiş (Farsça simurg otuz kuş demektir).
 
Geçtikleri yedi vadi, insani zaafların aşılıp tekamül edildiği yedi aşamaya denk geliyormuş. Eski durumlarından artık eser kalmamış, içsel yolculuklarını tamamlamışlar ve adeta sembolik olarak ölüp küllerinden yeniden doğmuşlar ve varoluşun gizemini seyre dalmışlar.
 
Bilginin elde edilmesi emek ister, özveri ister. Belki de bu dünyada gerçek yanıtlara hiçbir zaman ulaşamayacağız. Ulaşıp ulaşmamak değil önemli olan, değerli olan o yolda olmak arayışını sürdürmek ve vazgeçmemektir.
 



                                                                                                                                                    

                                                                                                                                                                       Kemalettin Özden

İçeriğe dön | Ana menüye dön